Ülkemizdeki okul saldırılarını çok derin bir üzüntüyle karşılamanın yanında yalnızca üzülüp geçmek bize yakışan bir tavır olmaz, o çocuklar hepimizin çocukları hepimizin geleceğidir. Olayla ilgili yalnızca televizyonda ve sosyal medyada izlenme kasmak için konuyu saçma sapan yerlere çeken haber kanalları ve internet fenomenlerini kınıyor ve bu duruma çok üzülüyorum.
Özellikle ABD'de uzun yıllardır süregelen bu okul baskınları (school shooting),öyle ya da böyle bazı sebeplerle dünyanın her yerinde yaşanmaya başladı. En büyük şüpheli olarak şiddet içerikli video oyunları günah keçisi seçilse de bu video oyunları, X kuşağı olarak nitelendirebileceğimiz bizim anne ve babalarımızın dahil olduğu 80'lerde genç olmuş neslin günlerinin büyük kısmını atari salonları ve arkadaşlarıyla evde geçirdiği bir dönemde daha fazla şiddet içeriyordu. Ve o zamanlar bu silahlı eylemler şimdiki kadar olmuyordu ve kimse kalkıp da bu olayları "şiddet içerikli" atari oyunlarının üzerine atmadı. Elbette olayların gerçek yüzünü saldırganların da ifadesi alınamadığı için tam olarak bilemiyoruz fakat birçok sebep olabilir; terör eylemi, psikolojik bir yıkım, bir cinnet, akran zorbalığı vs. fakat pedagogların ve o her şeyi çok bilen haber kanallarının üzerinde durmadığı konulardan birisi bastırılmış bilinç.
Son zamanlarda sıkça karşımıza çıkan ve ismini ilk olarak Matrix filminde duyduğumuz kırmızı hap, mavi hap ve ek olarak siyah hap. Nedir peki bunlar kısaca değinelim; mavi hap (bluepill), yazılı simülasyondan çıkmamış, kendine yazılan kaderi kabul eden ve hiçbir şüphe bulundurmadan bulunduğu çizgide yaşamaya devam eden bilinçler. Kırmızı hap (redpill), güçsüz doğabilirsin fakat güçsüz kalamazsın, toplumda özellikle kadınların gözünde bir saygı görmek istiyorsan kendini geliştirmeli, güçlü olmalı ve hayatının merkezine kendini koymalı, masumiyetini yok etmeli tabiri caizse vahşi doğadaki bir alfa olmalısın der. Siyah hapın (blackpill) ise ben bu içinde bulunduğum mental durumdan ve güçsüzlükten asla kurtulamam, hayatım hep böyle olacak diyerek karamsarlığa düşen ve bunun içinden çıkmanın imkansız olduğunu savunan, alfa erkeklere ve karşı cinse düşmanlık besleyen bir bilince örnek olacağını söylersek yanlış söylemiş olmayız sanırım. Bahse konu olan inseller (incel) bu siyah hap felsefesini isteyerek ya da istemeyerek kabul eden kişilerdir.
İncelleri, hayatlarında hiç karşı cinsle bir ilişkisi olmamış ve olamayacağını düşünen insanlar olarak tanımlayabiliriz. Bu karamsar düşünceden dolayı karşı cinse, karşı cinsle ilişkileri bulunan hemcinslerine ve bunu çözmediği için de topluma düşmanlık beslerler. Bu karamsarlık uzun vadede yerini depresyona bırakabilir. Özellikle erkeklerdeki depresyon, bir süre sonra kişinin kendi hayatı dahil kaybedecek bir şeyi olmaması düşüncesine evrildiği zaman intihar ve intiharla paralel olan intihar saldırısı olarak nitelendirilen silahlı eylemler bir anlık bir kararla gerçekleştirilebiliyor.
İnsanoğlunun psikolojik olarak en hassas olduğu dönemlerden olan ergenlik çağı aslında çocuklara sürekli sınav ve gelecek stresi yüklemek yerine sağlıklı bir mental ve bu hayatta kendilerinin değerli olduklarını hissettirilmelerinin gerektiği kritik bir dönemdir. Ebeveynlerin kendi hayatlarında gerçekleştiremediği hayallerini çocuklarında görmek istemeleri sebebiyle çocuklara baskı kurduğu, çocuğun tüm hayatı boyunca ihtiyacı olacak o güçlü mentali inşa ettiği dönemlerde sınav ve gelecek baskısı yüzünden eksik kalan bu temel atma süreci ilerleyen zamanlarda bastırılmış bir duygu olarak evlilik ya da iş hayatında hiç çıkmaması gereken zamanda çıkarak kişinin hayatını zor bir duruma sokabiliyor.
Konuyu birazcık toparlamak gerekirse kaybedecek bir şeyi kalmadığını düşünen bir incelin, internetin ve sosyal medyanın artık bütün evlere girmesiyle biraz aile, biraz sosyal zorbalık ve biraz da karamsarlıkla içine düştükleri mental durumu ne zaman nerde, nasıl dışa vuracaklarını bilemediğimiz için ülkelerin daha önce karşılaşmadığı eylemlerle karşılaşmasına sebep oluyor ve ne yazık ki ne yazıktır ki üzeri kapatılıyor ve unutuluyor.
