antik roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
antik roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2021 Cuma

Lupercalia Festivali ve Sevgililer Günü

Lupercalia Festivali

Romalılar Kır ve Çoban Tanrısı Pan’a lupus ('kurt') sözcüğünden türetilen Lupercus, bu tanrı için kutlanan bayramlara da Lupercalia adlarını vermekteydiler. O zamanki bir inanışa göre Lupercalia’nın Yunanistan’ın Arkadia bölgesinde kutlanan Lykaia (‘Kurt’) Bayramları ve Çoban Tanrısı Pan kültü ile bir ilişkisi vardı. Olasılıkla İ.S. II. yüzyılda yaşamış olan tarih yazarı Justinus’a göre, bu kutlamalar sırasında Lupercus’un çıplak bir heykeli bir keçi postuna sarılırdı (Hist. Phil. 43.1). Cicero, Ovidius, Horatius, Plutarkhos ve Varro gibi antik yazarlardan öğrendiğimize göre, Roma’da Luperci adı verilen Pan rahiplerinin (sacerdotes) oluşturdukları bir dernek, her yılın şubat ayının 15. günü tanrı Pan için Lupercalia adında bir festival düzenlemekte ve kentin arınmasını ve bereketi sağlamak amacı ile bazı sıradışı ritüeller gerçekleştirilmekteydi. Lupercalia olasılıkla, aynı tarihte kutlanan ve Februa (‘arınma’) adı verilen eski bir arınma bayramı ile ilişkili olduğundan, bu kutlamalar ‘arınma ayı’ olan Februarius’da yapılmaktaydı. Lupercalia şenliği sırasında gerçekleştirilen ritüeller sırasında, Roma’nın efsanevî kurucuları sayılan Romulus ve Remus’un dişi bir kurt (lupa) tarafından emzirildiği ve kentin ilk kurulduğu yer olan Palatinus Tepesi’nin yamacında yer alan Lupercal adındaki mağarada birçok keçi ve bir köpek kurban edilir ve burada akan kan bir bıçakla iki gencin alınlarına sürülür ve daha sonra bu kan süte batırılmış bir yün parçası ile kurulanırdı. Daha sonra, ellerinde kurban edilen keçilerin derilerinden yapılmış postlara bürünmüş yarıçıplak rahipler (luperci) Palatinus Tepesi’nin etrafında koşarlar ve bu sırada ellerinde bulunan keçi derisinden yapılmış kamçılarla yol kenarına gönüllü olarak dizilmiş olan seyircilere ve özellikle kadınlara vururlardı. Çünkü bununla doğurganlığın artacağına ve doğum sancılarının azalacağına inanılırdı. Bu ritüellere ayrıca arınma törenleri ve bolluk-bereket büyüleri de eşlik etmekteydi.


Lupercalia festivali İ.Ö. I. yüzyılda Roma’da o kadar büyük bir rağbet kazanmıştı ki, 44 yılının consul’ü olan Marcus Antonius bile festival sırasında Palatinus’un çevresinde yapılan koşuya katılmıştı. Ancak Constantinus I devrinde (324-337) Hristiyanlık Roma’nın resmî dini oldu ve daha sonra Theodosius’un 392 yılında yayınladığı bir genelge ile paganizm yasaklandı. Ama buna rağmen, örneğin 494 ile 496 yıllarında Papalık yapan Gelasius I devrinde, alt tabakalardan gelen küçük gruplar bu kutlamaları hala sürdürmekteydiler. Bu nedenle Gelasius, Lupercalia’nın sürdürülmesinde bir sorun görmeyen senatörlere şöyle seslenmişti: «Eğer bu ritüelin yararlı birşey olduğunu iddia ediyorsanız, onu geleneksel şekli ile kendi kendinize kutlayın; haydi gidin ve çırılçıplak koşun ki belki bu soytarılığı gereğince başarabilirsiniz!». Ve uzun tartışmalar sonucunda Lupercalia bayramı yasaklandı.


 Lupercalia Bayramını yasaklatan Papa Gelasius, 14 Şubat gününü Valentinus adını taşıyan ve «... adları saygı ile anılan ama hizmetleri yalnızca Tanrı tarafından bilinen» azizlere ithaf etti. Erken Hristiyanlık döneminde Valentinus adını taşıyan üç din şehidi (martyr) bilinmektedir. Bunların içinde 14 Şubat günü ile ilişkilendirilebilecek tek kişinin, İmparator Claudius II (Gothicus) devrinde Roma’da rahiplik yapan Valentinus olduğu sanılmaktadır. Nitekim 1493 yılında yayınlanan Liber Chronicarum ya da Book of Chronicles (Nuremberg Kroniği) adlı kaynakta verilen bilgiye göre bu adam imparator Claudius II tarafından öldürtülen bir Romalı rahipti. Çünkü rahip Valentinus, o sırada Roma’da eziyet gören Hristiyanlara yardım etmekte ve bazı Hristiyan çiftleri evlendirmekteydi. Ama o devirde Hristiyanlara yardım etmek bir suçtu ve bu yüzden Valentinus hapse atıldı. Mahkûmu bizzat sorgulayan ve ona hayli kibar davranan imparator onu fikirlerinden vazgeçiremedi; tersine, Valentinus onu Hristiyanlığa davet edince ölüme mahkûm edildi ve 269 (veya 270 veya 273 ?) yılında sopa ve taşlarla öldürülerek Roma’nın kuzeyindeki Via Flaminia’da (Flaminius Yolu) gömüldü. Bir söyleme göre Valentinus, zindandaki gardiyanı olan Asterius’un kızını iyileştirmek suretiyle mucizesini göstermiş ve idamından önce bu kıza «Senin Valentinus’undan ...» diye bir not bırakmıştı.


 Birçok iddianın aksine, Papa Gelasius’un tesis ettiği Aziz Valentinus Günü olan 14 Şubat ile Romalıların Lupercalia ritüelleri arasında herhangi bir bağlantı bulunmamaktadır. Her ne kadar A. Butler adındaki bir İngiliz 1756-1759 yılları arasında yayınladığı Azizlerin Yaşam Öyküleri adlı eserde, Lupercalia Bayramları’nda erkek ve kadınların adlarını bir obje üzerine yazarak bir küpün içine attıklarını ve yapılan kura çekiminde eşlerin belirlendiğini ve modern devirlerin Sevgililer Günü’nün bu geleneğin bir devamı olduğunu yazmışsa da, onun bu fikirleri tümüyle hayal ürünü olmaktan ileri gitmemektedir (aslında Sevgililer Günü ile antik devrin pagan gelenekleri arasında mutlaka bir ilişki kurmak gerekirse, Atina’da Zeus ile Hera’nın kutsal evliliklerinin kutlandığı, Ocak-Şubat arasına denk gelen Gamelion [‘evlenme’] ayı akla gelmelidir ki bu da bir zorlamadan ibaret olur; çünkü Gamelion Bayramı’nın ‘aşk’ değil ‘tapınma’ ile ilişkisi vardı).


Elimizdeki bilgiler ışığında, günümüzde büyük rağbet gören Sevgililer Günü kutlamaları ile bir pagan bayramı olan Lupercalia arasında bir ilişki bulunmadığı açıktır. Yine hiç kuşku yok ki, Valentinus Günü’nü (ya da Yortu’sunu) «Valentinus adını taşıyan tüm Hristiyan şehitleri için» ihdas eden Papa Gelasius doğal olarak işin yalnızca dinsel tarafı ile ilgiliydi. Aziz Valentinus’un anıldığı 14 Şubat gününün romantik anlamda Sevgililer Günü’ne (Valentinus Günü) dönüşmesi ancak Orta çağda, Geoffrey Chaucer adındaki ünlü İngiliz ozanın bir şiiri sayesinde gerçekleşti. G. Chaucer 1381-1382 yıllarında yazdığı 699 dizelik bir şiirde Aziz Valentinus ile romantizmi bir araya getirince bu sentez kitleler tarafından o kadar çok benimsendi ki Sevgililer Günü kutlamaları tüm dünyaya yayıldı. G. Chauser’ın ‘Kuşlar Meclisi’ adlı bu şiirinin 309 ve 310. dizeleri şöyleydi:

...Çünkü Aziz Valentinus günüydü o gün

Ki her kuş gelir bir sevgili seçerdi o gün...

Kaynakça:

https://www.hasanmalay.com/index.php/yasam/lupercalia

https://www.thoughtco.com/thmb/EEegrvmJ_xWkZjCEqG4sAmEXCDc=/768x0/filters:no_upscale():max_bytes(150000):strip_icc():format(webp)/Circle_of_Adam_Elsheimer_The_Lupercalian_Festival_in_Rome-58a4970c3df78c4758b15fdf-5c5b2d3a46e0fb0001849b2c.jpg

https://www.thegypsythread.org/wp-content/uploads/2018/02/Lupercalia.jpg

https://images2.minutemediacdn.com/image/upload/c_crop,h_1289,w_2300,x_0,y_133/f_auto,q_auto,w_1100/v1554703615/shape/mentalfloss/572191-public_domai-wikimedia_commons.jpg

https://blogger.googleusercontent.com/img/proxy/AVvXsEiCHx-0SvBUTnS73aIYKOD6fx94wvaod8rj6yV5vpkE3zDlsWMiTrBN0q19fSeSH2k9DfukqcZEM1BxN5zJbUj4OrY6jhW7TbvPRlNpmzZHedZwnWoga0Vo0Lr65hjRJpxnQrEc_Yu6AmLQ4FAK_sx6Vw=

 

 

8 Ağustos 2020 Cumartesi

Latince Deyişler #2

"ARS LONGA VITA BREVIS..." 

...ARS LONGA VITA BREVIS, OCCASIA PRAECEPS, EXPERIMENTUM PERICOLUSUM, IUDICIUM DIFFICILE.

SANAT UZUN, HAYAT KISA, FIRSAT KAÇICI, DENEYİM ALDATICI, KARAR ZORDUR.

Sanatın değerini anlatmaya çalışan bu latince deyiş: sanatın insan hayatından uzun süreceğini, insanların bir gün öleceğini fakat sanatın bitmeyeceğini anlatır. Ayrıca devamında ise fırsatların her an kaçabileceğini, deneyimlerin insanı aldatacağını, verilecek olan kararların ise çok zor olduğunu ve verdiğimiz her bir kararın hayatımızı şekillendireceğini anlatır.

Kaynakça:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Vita_brevis,_ars_longa

https://www.soylentidergi.com/wp-content/uploads/2020/01/Ars-longa-vita-brevis.jpg

https://eksisozluk.com/ars-longa-vita-brevis--215666

 

6 Ağustos 2020 Perşembe

12 Temmuz 2019 Cuma

Antik Roma Tarihi: İstanbul Hipodromu - Circus Maximus Hippodrome (Konstantinapolis)


Antik İstanbul Hipodromu (Sultanahmet Hipodromu)

Bugün Sultanahmet Meydanı olarak bilinen alan Bizans döneminde Hipodrom olarak biliniyordu. Burada daha çok at yarışlarının yapılmasından dolayı Osmanlı döneminde bu alan “At Meydanı” olarak isimlendirilir. İstanbul’un merkezinde yer alan bölgeye imparatorluklar; Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı gibi en görkemli yapılarını inşa etmişlerdir. Bu görkemli eserlerden biri de çoğu kişinin bugün bilmediği tarihi İstanbul Hipodromu’dur.

Hipodromun Yapılışı

M.S. 203 yılında  -o dönem adı Byzantion olan- İstanbul’da bir hipodrom inşa edilir. Yaklaşık 100 yıl sonra yani 3. yüzyılın hemen başlarında İstanbul Roma’nın başkenti ilan edilir ve imparatorluğun yönetim kadrosu ve hazineleri buraya getirilir. Tabii başkentin Roma İmparatorluğuna yakışacak güzellikte olması gerekir. Bu nedenle 1. Konstantin bizzat kendisinin takip ettiği hızlı bir imar çalışması başlatır. Bu imar çalışmalarından biri de hipodrom üzerine yapılır. Yapılacak yeni hipodromun en az Roma’da yer alan hipodrom kadar görkemli olması amaçlanır. Çalışmalar bitince ortaya 100.000 kişilik devasa bir hipodrom çıkar.


Hipodromun Özellikleri

Hipodrom, görüntüsü itibariyle bir at nalı biçiminde inşa edilmiştir. 117 metre genişliğinde olan hipodromun uzunluğu ise tam 480 metreydi. Bu devasa boyutu somut hale getirmek için yaklaşık 6 futbol sahasını yan yana getirmemiz gerekir. Hipodromun kapasitesi ise neredeyse 100.000’e yakın bir civardaydı. Spina olarak adlandırılan ve alanın ortasında yer alan duvar imparatorluğun birçok bölgesinden getirilen anıtlarla süslenir. Bu anıtlarla birlikte imparatorluğun gücü de sergilenmiş oluyordu. Uzunlamasına ele aldığımızda hipodromun bir ucu aynı zamanda ana noktası olan sfendondur. Hipodromun diğer ucunda bulunan yapının üstünde ise İstanbul’dan yağmalanan dört bronz at heykeli yer almaktaydı. Yağmalanan atlar bugün Venedik’te sergilenmektedir.

Sfendon

Hipodromun ana noktası kral locasının da bulunduğu sfendondur. Muhtemelen alanda yapılan gösteride görev alanların da bulunduğu odalar sfendondaydı. Hipodromdan günümüze kadar gelmeyi başaran tek yapı da burasıdır. Bugün ana hatlarıyla hala sağlam bir şekilde durmaktadır. Üstünde birkaç tarihi okul binası bulunmaktadır. Hipodrom zemini günümüze kadar yükseldiği için ön taraftan sfendonu farketmeniz imkansız. Ancak kimsenin pek dikkat etmediği ve bilmediği bir şey var ki arka tarafına doğru gittiğinizde yaklaşık 20 metrelik bu oval duvarları net bir şekilde gözlemleyebiliyorsunuz. Hipodromu en iyi anlayabildiğimiz ve gözümüzün önünde canlandırabildiğimiz yer burasıdır.

Duvardaki kapılar ve pencereler sonradan örülerek kapatılmış. Yaklaşık iki bin yıllık bu hipodrom yapısı üstünde binalar olmasına rağmen sağlam bir şekilde durmaktadır.  Yapının iç bölümleri de günümüze kadar yıkılmadan gelmiştir. Muhtemelen o dönem koridorlarını ve odalarını bugün yer altı dehlizleri şeklinde görebilmek mümkün. Tabii bu koridorlar ve odalar bugün suyla dolu olduğundan sonunun nereye gittiğini göremiyorsunuz. (Yapının iç bölümlerine girmek yasaktır. Yapıyı ancak dışarıdan bir sur gibi gözlemleyebiliyoruz. Yapının içindeki bölümleri ben izlediğim bir belgeselde görmüştüm ki araştırmacı özel izinle içeri girmişti.)



Hipodromda Düzenlenen At Yarışları

Romalılarda hipodrom geleneği oldukça yaygındı. Çünkü buralarda düzenlenen törenlere imparator da katılırdı. Böylelikle imparator ve halkın bütünleşmesi sağlanmış olurdu. Aynı zamanda devletin siyasi gücünü gösterdiği propaganda alanları olarak da kullanılırdı.
İstanbul Hipodromu başta at yarışları olmak üzere birçok etkinliğe ve törene ev sahipliği yapıyordu. İlk zamanlarında gladyatörlerin de bu gösterilerilere katıldığı söylenmekte. Ancak daha sonraki yıllarda işlevini kaybedene kadar hipodromda at yarışları düzenlenirdi ki bu da bir Roma geleneğiydi. Burada da her gün arabalı at yarışları yapılır ve çeşitli eğlenceler düzenlenirdi.

Nika Ayaklanması

532 yılında yine sıradan bir at yarışı için onbinlerce halk hipodromda toplanır. Ancak halkın yöneticilere karşı uzun süredir var olan bir memnuniyetsizliği söz konusudur. O gün yapılan at yarışı sonrasında tribünler boşalmaz ve sloganlar atılmaya başlanır. Bu gösteriler gece yarısı da devam eder birçok noktada yağmalamalar meydana gelir. İsyan günlerce sürer ve katılım sayısında artışlar olur. Halk Kral Justinyanus’un yerine başka bir kral seçmek için hareket eder. İmparatorluğun elinden gideceğini anlayan Justinyanus isyanın kanlı bir şekilde bastırılmasını emreder. Hipodromda bekleyen onbinlerce halkın çevresi bir anda askerlerle sarılır. Askerler halkın arasına hücum ederek gece yarısına kadar katliam yapar. Hipodromun tüm tribünlerinin ve zemininin kanlarla boyandığı söylenir. O gün hipodromda yaklaşık 30 bin insan katledilir ve ibret olsun diye cesetlerinin hipodrom zeminine gömüldüğü rivayet edilir. İşte hipodromun böyle ürkütücü bir geçmişi de vardır.



Spina Duvarı

Hipodromu tam ortadan enlemesine ikiye bölen duvar spina olarak adlandırılır. Bu spina zeminden birkaç metre yüksekti. Böylelikle hipodromun diğer tribündeki seyircilerin yarışı seyretmeleri engelleniyor ve atların kendi taraflarına gelişine kadar seyircinin heyecanlandırılması amaçlanıyordu. Aynı zamanda imparatorluğun değişik bölgelerinden getirilen anıtlar bu spinanın üzerine dikilmişti. Böylelikle imparatorluğun gücü hissettiriliyordu. Bu anıtlardan günümüze kadar gelmeyi başaranları şunlardır: Obelisk, Yılanlı Sütun ve Örme Dikilitaş
(Spina duvarı günümüze gelene kadar yaklaşık 5-10 metre kadar yerin altında kalmıştır.)

Obelisk (Dikilitaş)

Bu dikilitaş M.Ö. 1450 yılında Mısır Firavunu III. Thutmosis tarafından yaptırılmıştır. Ancak daha sonraki dönemlerde Romalılar bu anıtı yerinden söktürüp İstanbul’a getirtmişlerdir. M.S. 390 yılında anıtın bugünkü yerine yaklaşık bir aylık çalışma sonrasında dikildiği söylenmektedir.
Bu devasa anıtın Mısır’dan İstanbul’a kadar getirilmesi gerçekten zor olmuştur. Bunun için özel bir gemi inşa edilmiş ve taşınamadığı için anıtın yaklaşık 6 metrelik kısmı kesilmiştir.
Anıtın toplam yüksekliği 19,59 metredir. Anıtın dört tarafında da Mısır ve firavun hakkında kabartmalar mevcut. Anıtın üstünde durduğu mermer kaidede ise Bizans İmparatoru I. Teodosius ve yarışları izleyen halkın kabartmaları mevcuttur. Bu mermer kaide uzun bir süre toprak altında kalmış ve 1856 yılında yapılan çalışmalarla gün yüzüne çıkarılmıştır.

Yılanlı Sütun

Yunanların Perslere karşı kazandıkları zaferden sonra Delphi tapınağına yapılmış bir anıttır. Sütunda birbirine dolanmış üç başlı bir yılan figürü yer almaktadır. 324 yılında 1.Konstantin tarafından İstanbul’a getirtilmiş ve bugünkü yerine dikilmiştir. Ancak sütundaki üç yılan başı daha sonraki yıllarda sökülmüştür.

Örme Dikilitaş

Bugün ayakta kalmayı başarmış bir diğer anıt ise 32 metrelik boyuyla “Örme Dikilitaş”tır. Kimin tarafından tam olarak ne zaman yapıldığı belli değildir. Ancak 10. yüzyılda onarımdan geçmiş altında bulunan mermer kaideye bazı tasvirler eklenmiştir. Bu mermer kaide de uzun yıllar toprak altında kalmış ve 1856 yılında yapılan çalışmayla ortaya çıkarılmıştır.
-
Bir zamanlar görkemli törenlerin ve yarışların yapıldığı hipodrom, Nika katliamı sonrasında eski günlerinden uzaklaşır. Ancak buna rağmen 1200’lü yılların başına kadar bu yarışlar kısmen yapılmaya devam edilir. Ancak şehir 1204 yılında Haçlılar tarafından işgale uğramıştır. Latin istilası olarak adlandırılan olaylarda şehirde halkın büyük bir kısmı katledilmiş ve Latinler şehirdeki birçok değerli eşyayı yağmalayıp İtalya’ya götürmüş ve birçok yapıyı tahrip etmiştir. (Venedik San Marco kilisesinde sergilenen meşhur bronz “Quadriga Atları” bu istila sırasında İstanbul’dan kaçırılmıştır.)
Bu yağmalamadan hipodrom da büyük bir zarar görmüştür. Hipodromun birçok kısmı yıkılmış ve spina duvarının üstündeki anıtlarda yer alan değerli eşyalar sökülmüştür. Bu istiladan sonra ise şehir -İstanbul’un fethine kadar- kendini toparlayamamış ve eski görkemli günlerinden uzaklaşmıştır.


 



Kaynakça:


Etiketler

antik roma (5) antik (4) roma (4) savaşı (4) zihinler (4) agarta (3) atlantis (3) avrupa (3) cumhuriyet (3) dünya (3) evrim (3) günü (3) kiralık (3) modern (3) mu (3) polonya (3) sparta (3) şambala (3) agarta ve şambala (2) birinci dünya savaşı (2) doktor (2) fransa (2) fuarı (2) havari (2) ingiliz (2) isa (2) kitap (2) krakow (2) latince (2) mart (2) mitoloji (2) nato (2) nazi (2) of (2) osmanlı (2) poland (2) saint (2) seal (2) simülasyon teorisi (2) spartan (2) tanrı (2) the (2) ww2 (2) çanakkale (2) 1 (1) 10 kasım (1) 12 mart (1) 17 march (1) 17 mart (1) 18 (1) 1807 (1) 1846 (1) 1915 (1) 1916 (1) 1923 (1) 1926 (1) 1950 (1) 1953 (1) 1963 (1) 1972 (1) 1984 (1) 1992 (1) 2 (1) 2002 (1) 24 kasım (1) 29ekim (1) 3 (1) 3 aralık (1) 4 (1) 451 (1) 4temmuz (1) 8 (1) Classical (1) E.T. (1) Erich von Däniken (1) Generalfeldmarschall (1) Schindler (1) Simo (1) Termopylae (1) Vivaldi (1) WWII (1) adası (1) afrika (1) akciğerli (1) akhilleus (1) akif (1) aldous huxley (1) alien (1) alman (1) amerikan (1) annunaki (1) antalya (1) antik mısır (1) arabaları (1) arap (1) arditi (1) ars longa (1) astronot (1) atahualpa (1) atatürk (1) atlı (1) attack (1) ayaklanma (1) ayla (1) azerbaycan (1) aziz (1) balık (1) baron (1) barry (1) barry seal (1) barselona (1) bartholomew (1) bayramı (1) başkentleri (1) benim (1) beren saat (1) bilinmeyen bir kadının mektubu (1) birinci (1) birleşmiş milletler (1) biyoloji (1) bizans (1) black (1) black friday (1) blizkrieg (1) bluepill (1) bluetooth (1) bozkurt (1) bugün (1) böcek (1) cajamarca (1) call (1) call of duty (1) camridge analytica (1) can yayınları (1) canavar (1) canlı yayın (1) castle (1) casus (1) cemmat (1) cepherkülü (1) cesur yeni dünya (1) cicero (1) circus (1) color festival (1) cuma (1) dalga (1) dava (1) davinci (1) dead (1) death (1) demir (1) demir maskeli adam (1) demirağ (1) denizli (1) devrim (1) deyişler (1) die (1) diego velazquez (1) distopya (1) doktrini (1) dolar.thaler.usd.uranyum (1) doodle (1) double u (1) double v (1) doğal seçilim (1) doğu roma (1) dragon roll (1) duolingo (1) duty (1) dönüşüm (1) dünya kupası (1) dünyam (1) düzen (1) earth (1) ebulfez (1) edvard munch (1) elmas (1) elçibey (1) engelsiz (1) english (1) enver paşa (1) erdal beşikçioğlu (1) ermenistan (1) ersoy (1) erwin (1) evrim ağacı (1) extraterrestrial (1) fabrikası (1) facebook (1) fahrenheit (1) fahrenheit 451 (1) fermi (1) fermi paradoksu (1) festivali (1) fetih (1) filistin (1) flatliners (1) fortress (1) fransız (1) fransız devrimi (1) franz kafka (1) friday (1) gaga (1) gemi (1) genetik (1) george orwell (1) germany (1) gombe (1) google (1) great (1) göbeklitepe (1) han (1) harbi (1) hawking (1) hayha (1) hazreti isa (1) hikayesi (1) hipodrom (1) hippodrome (1) hiyerarşi (1) hocalı (1) hürkuş (1) ibrahim esen (1) idam (1) ihtilal (1) ihtilali kebir (1) ikigai (1) ikinci dünya savaşı (1) ilaç (1) ilber (1) ilber ortaylı (1) ilk (1) ilyas bazna (1) imparatorluğu (1) incel (1) ingilizce (1) inka (1) insel (1) iskandinav (1) island (1) ismail enver bey (1) ispanya (1) ispanyol (1) israil (1) istiklal (1) isyanı (1) italian (1) italyan (1) ittihat ve terakki (1) izmir (1) jane goodall (1) japonların (1) joseph (1) judas (1) kabile (1) kadın (1) kadınlar (1) kahama (1) kalende (1) kalesi (1) kanlı (1) kanlı noel (1) kara (1) kara veba (1) kara ölüm (1) karbon (1) kardaşev (1) kardaşev ölçeği (1) kartel (1) kasakela (1) katliam (1) katliamı (1) kaza (1) kemal (1) kiraliık (1) kiralık zihinler 1 (1) kiralık zihinler 2 (1) kiralık zihinler 3 (1) kiralık zihinler 4 (1) kitap fuarı (1) konyaaltı (1) kore (1) kral (1) kraliçe (1) kurs (1) kurt (1) kurtlar (1) kuruluş (1) kültür başkenti (1) kütüphaneci (1) kıbrıs (1) kızların suskunluğu (1) kızıl (1) labe (1) lakedaimon (1) lambda (1) las meninas (1) lave (1) leonidas (1) list (1) listesi (1) lomza (1) lotus (1) luger (1) lupercalia (1) lupercalia festivali (1) mahkeme (1) marşı (1) maskeli (1) maximus (1) maya (1) medeniyet (1) mehmet (1) memento (1) men (1) metro (1) metrosu (1) milli takım (1) modern insan (1) modern seçilim (1) molon (1) mori (1) moscow (1) moskova (1) muavenet (1) music (1) mustafa (1) mutlu (1) mühendisliği (1) münih (1) naim süleymanoğlu (1) ne (1) nedimeler (1) neuschwanstein (1) ninja (1) noel (1) norveç (1) norway (1) nur yerlitaş (1) nuri (1) olayı (1) olimpiyat (1) ortaylı (1) ortaçağ (1) oskar (1) osowiec (1) panzer (1) parabellum (1) paradoks (1) paradox (1) paris (1) paristen sevgilerle (1) pat barker (1) patrick (1) pers (1) pizarro (1) podcast (1) popülist (1) red (1) red alert 2 (1) redpill (1) remus (1) ressam (1) romalı askerler (1) rommel (1) romulus (1) ronald reagen (1) rose (1) rose adası (1) rose island (1) rus (1) saint patrick (1) saldırısı (1) samurai (1) samuray (1) sara is missing (1) savaşçı (1) saygı (1) science (1) selanik (1) sevgi (1) sevgilerle (1) sevgililer günü (1) seçilim (1) simulacra (1) sirius (1) sirius a (1) sirius b (1) sirius yıldızı (1) skalası (1) society (1) soldier (1) sorun (1) sosyal (1) sosyoloji (1) sovyetler (1) soyqırımı (1) soğuk savaş (1) space (1) spirituelism (1) sscb (1) st (1) st patrick (1) stalin (1) stefan zweig (1) stephen (1) stolk (1) sushi (1) suşi (1) sümer (1) sürü (1) sırrı (1) tahsin (1) tank (1) tanrıların (1) tanrıça (1) tanzanya (1) tarih (1) tarih dosyası (1) tarihi (1) tecavüz (1) teknoloji (1) termofil (1) terör (1) thy (1) tilkisi (1) timur (1) tinycards (1) tip 1 (1) tip 2 (1) tip 3 (1) tip 4 (1) tip 5 (1) tip a (1) tip omega (1) treni (1) trident-javelin 2017 (1) troya (1) turist (1) türkiye (1) tıp (1) ulusal park (1) ussr (1) uygarlık (1) uyuşturucu (1) uzaylı (1) uçak (1) uğur yücel (1) v (1) valhalla (1) veba (1) veba doktoru (1) vecihi (1) viking (1) violence (1) violence and society (1) vita brevis (1) w (1) warrior (1) wave (1) welle (1) white (1) wolf (1) wolves (1) ww1 (1) xocalı (1) yahuda (1) yazıcı (1) yaşam (1) yehuda (1) youtube (1) yurdu (1) yüzyıl (1) yıldız (1) yıldız savaşları (1) yıldız savaşları projesi (1) zaferi (1) zırhlı (1) çizgi (1) çizgi ötesi (1) çiçero (1) çöl (1) çığlık (1) ölçeği (1) öpücüğü (1) ötesi (1) öğretmenler günü (1) ümraniye (1) ütopya (1) şehirleşme (1) şempanze (1)